• Ayşegül Dinçkök’ün Endonezya’nın Batı Papua bölgesindeki Raja Ampat ve güney Sulawesi bölgesinde çekmiş olduğu su altı fotoğraflarından oluşan ikinci sergisi ‘Derin Tutku Air’ 4 Aralık Perşembe günü MSGSÜ Tophane-i Amire Kültür Sanat Merkezi Tek Kubbe Binası’nda sanatseverlerle buluşuyor.

    “Mercan Üçgeni” denilen eşsiz su altı dünyasını bu kez soyut bir gözle yorumlayan Dinçkök, bu sergisinde tüm insanları bakmaya değil görmeye ve farkında olmaya davet ediyor.

    Her karede gezegenin sahip olduğu şaşırtıcı güzelliğin aslında ne kadar kırılgan olabildiği vurgulanıyor; küresel ısınma, insan kullanımı ve avcılık baskısı yüzünden deniz canlılarının kitlesel olarak yok olmaya mahkûm edildiği anlatılmaya çalışılıyor.

    Tüm bu nedenlerden Ayşegül Dinçkök farkındalık bilincini yaratmak üzere çıktığı bu yolda çevre bilincini arttırmak ve dünya denizlerinin dolayısıyla denizlerimizin her geçen gün nasıl tahrip edildiğini vurgulamak istemektedir.

Dört Kırallık: RAJA AMPAT
Mercan Gezegeni Yazı: Zafer Kızılkaya

Dünyada halen keşfedilmemiş yerler var mıdır diye sorarken bundan on sene öncesinde, Endonezya’nın batı Papua bölgesinde kimse resiflerin ne durumunu ne de bölgedeki masalsı coğrafya konusunda bilgiye sahipti. İki binli yılların başında tropikal balık uzmanları ile beraber bölgeye yaptığımız keşif gezisinin ilk dalışında Dr. Gerry Allen yirmiden fazla yeni balık türü keşfederek Raja Ampat Adaları’nın daha keşfedilecek çok şeye sahip olduğunu göstermişti. Bölge o kadar büyük ki bu keşifleri bitirmeye ömür yetmez demek abartılı olmaz. Bölgedeki siyasi tansiyonun düşmesiyle beraber bir zamanlar dalmak için tekne bulmak imkânsızken bugünlerde bir düzine dalış oteli, 45 kadar tekne Raja Ampat’ı meraklılarına pazarlamaya çalışıyor. Küreselleşme buralara varsa da haritada halen gidilmeyen görülmeyen o kadar çok ada var ki. Raja Ampat, “Dört Krallık”, Endonezya’da Batı Papua’nın ucundaki dört büyük ada Waigeo, Batanta, Misool ve Salawati ve onları çevreleyen diğer binlerce küçük adadan oluşan bölgeye verilen isim. 2002 yılında Conservation International’ın (CI) öncülük ettiği hızlı ekosistem değerlendirilmeleriyle başlayan araştırma dalışlarında Dr. Gerry Allen, Kri Adasının önünde bir dalışta 283 balık türü sayarak bu konuda bir dünya rekoru kırmış oluyordu. Raja Ampat, Gerry Allen ve Mark Erdman’ın araştırma sonuçlarına göre 1320 tür ile dünyadaki en zengin mercan resifi balık çeşitliliğinin bulunduğu yer. Bölge Mercan Üçgeni olarak adlandırılan bölgenin aslında tam kalbi konumunda. Tarihsel volkanik ve tektonik aktivitelerin yarattığı benzersiz adalar ve okyanus kara ilişkileri, Raja Ampat’ın bütün Mercan Üçgeni içerisindeki diğer bölgelerden çok daha zengin bir biyolojik çeşitliliğe sahip olmasına sebep oluyordu. Tam 565 tür mercanla, dünyada yaşayan mercanların yüzde 75’i Raja Ampat’da bulunuyordu. Yine balık biyokütlesi diğer bütün alanların üzerindeydi. Conservation International’ın başını çektiği koruma çalışmalarıyla beraber ünlenen bölgeye turizm çığ gibi akmaya başladı. Öyle ki bölgede artık bir Türk dalış merkezi dahi var.

Mehmet Turgut

21 Temmuz 1977 yılında Ankara’da doğdu. İsmini aldığı dedesi Mehmet Turgut’un mesleği olan fotoğrafçılık kaderini belirledi.

Uzun yıllardır teorik fotoğrafçılık, baskı teknikleri, boyama, kara kalem ve fotoğraf işleme üzerine çalışmalar yaptı. İlerleyen zaman içerisinde kendisini kurgusal fotoğraflar üretmeye ve çekmeye adadı.

Photographic Society of America PSA ve Austria Super Circuit başta olmak üzere yurtiçi ve yurtdışında sayısız ödül kazandı. Ayrıca fotoğraf üzerine sayısız seminer verdi.

Son dönem çalışmaları arasında; Dünyaca ünlü Fransız şarkıcı Patricia Kaas’in “best of” albümü “19” kapak fotoğrafları, Hollandalı müzisyen Anneke Van Giersbergen’ın konser albümü “Live In Europe” ve Ozzy Osbourne’un son single çalışması “Let It Die” için kullanılan kapak fotoğrafları dikkat çekenlerden sadece birkaçı.

Zafer Kızılkaya

Akdeniz Koruma Derneği Başkanı

1969 yılı Ankara’da doğdu. ODTÜ İnşaat Mühendisliği Bölümü mezunu. 1995-2001 yılları arasında Endonezya’da çeşitli sualtı araştırma ve koruma projelerinde araştırmacı ve sualtı fotoğrafçısı olarak çalıştı.

2001-2007 yılları arasında ‘National Geographic Research and Expedition Committee’nin İndo-Pasifik Okyanusu danışmanlığını yaptı.

Şu anda Akdeniz Koruma Derneği’nin başkanlığını yürütüyor.

Gökova Körfezi’nde yürütücülüğünü yaptığı “Deniz Koruculuğu Projesi” ile “Yeşil Oscar” olarak bilinen 2013 yılı Whitley Ödülünü ve 2014 UNDP Equator Award’ı kazandı.

Ayşegül Dinçkök

Ayşegül Dinçkök, Avusturya Lisesi ve daha sonra Boğaziçi Üniversitesi yöneticilik bölümünü bitirmiştir.

Genç yaşlardan itibaren sporcu kimliği ile Milli Takım’da Türkiye’yi temsil etmiş olan Dinçkök “100 metre Türkiye Kurbağalama” dalında yıllarca rekorun sahibi olmuştur.

Spor dallarından en çok gönül verdiği su sporlarına olan tutkusu 2010 yılında aldığı deneyimli dalgıç brövesi ile katlanarak ilerlemiştir.

Derinlere olan tutkusunu, derinlerde yaşayan nadide canlıları fotoğraflayarak hayata geçiren Dinçkök ilk su altı fotoğraf sergisi ‘Derin Tutku’yu 2012 yılının Nisan ayında MSGSÜ Tophane-i Amire Kültür Sanat Merkezi’nde; ikinci sergisi ‘Derin Tutku Air’i de Aralık 2014’te yine aynı yerde sanatseverlerle buluşturmuştur. 

Hobi olarak başladığı yazı yazma becerisini sırası ile Marie Claire, Akmerkez, Madame Figaro, Instyle ve İstanbul Art News dergilerinde hayata geçirmiş, 2010 yılında da ilk kitabı olan ‘Korkma’ yayınlanmıştır.

Thierry Bouet –Küratör

GQ dergisi tarafından dünyanın en iyi beş fotoğrafçısından biri olarak gösterilen Thierry Bouet, 1959 yılında Paris'te dünyaya geldi. Hukuk fakültesinden mezun olduktan sonra gerçek anlamda fotoğrafçılığa askerlik döneminde orduda başlayan Bouet, profesyonel iş yaşamına moda fotoğrafçısı Tony Kent'in asistanı olarak adım attı. Daha sonra portre fotoğrafçılığının merkezi sayılan Harcourt Stüdyosu'nda sanat yönetmeni olarak görev yapan sanatçı, 1984'te kendi stüdyosunu kurdu. Vogue, Harper's Bazaar, Elle ve Marie Claire gibi seçkin dergilerle çalışan Bouet, daha önce ülkemizde yaşamlarını otellerde geçiren insanları anlatan fotoğraflarının yer aldığı sergisi "Hotel Particuliers" (1997) ve moda dünyasına farklı bir gözle baktığı "Yüzyılın Son Gösterisi" (2000) adlı sergileri ile dikkat çekmiştir.

Denizin Bekçileri Projesi - Akdeniz Koruma Derneği

27637 Numaralı Resmi Gazete’de yayınlandıktan sonra, 2010 yılı Temmuz ayında, Gökova Körfezi’nde biyolojik çeşitliliğin korunması, balık stoklarının artırılması ve ekosistemin iyileştirilmesini desteklemek amacıyla Türkiye’nin ilk Balıkçılığa Kapalı Alanlar’ı (BKA) resmi olarak ilan edildi. BKA ile ilgili olarak söz konusu bölgelerde maalesef uyarıcı pano, işaret veya bilgilendirme çalışması yapılamamıştır. Balıkçılar söz konusu alanların korunması amacıyla yasalara yardımcı olurken, fırsatçılar ve konudan habersiz olan amatör avcılar alanlar içerisinde yasadışı avcılığa devam etmektedir. Alanların Gökova Körfezi içerisinde dağılımı ve birbirine olan mesafeleri, tek bir Sahil Güvenlik Botu’nun bütün bir bölgeyi kontrol etmesini güçleştirmekte, Akyaka bölgesinde basit bir amatör avcılığın ihbarı için Ören’den kalkan Sahil Güvenlik Botu, binlerce liralık yakıt yakarak olay yerine ulaşmak zorunda kalmaktadır. Balıkçıların fedakârlık göstererek avlanmadığı koruma alanları yasadışı avcılar tarafından tahrip edilmektedir. Akdeniz Koruma Derneği, içinde yerel balıkçıların görev alacağı bir koruculuk sisteminin alanların denetlenmesi ve korunmasında en etkili yöntem olacağı düşüncesiyle 2012 yılında "Deniz Koruculuğu" adı altında bir proje başlattı. Fauna Flora International tarafından desteklenen proje, öncelikli olarak İngiliz Limanı, Boncuk-Karaca ve Akyaka BKA’nda yerel deniz koruculuğu sistemi kurmayı ve koruma etkinliğini artırmak amacıyla başladı. 2013 yılında Whitley Fund for Nature ödülünü kazanan proje, 2014 yılında UNDP Equator Prize Ödülü'nü kazandı. Balıkçılığa Kapalı Alanların iyi korunması sonucunda 2014 yılında korunan alanlarda balık miktarı korunmayan bölgelere kıyasla ortalama 7 kat artmış durumda. 2010 yılında Balıkçılığa Kapalı Alanların ilanından bugüne, bölgedeki balıkçılık kooperatifi üyelerinin gelirleri de %53 oranında artmıştır. Akdeniz Koruma Derneği projeyi kesintiye uğramadan sürdürmeyi amaçlamaktadır. Uzun dönemde, "Deniz Korucularının" Çevre ve Şehircilik Bakanlığı veya Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı altında bir birim haline getirilmesi ilan edilecek diğer koruma alanlarının sürdürülebilir geleceği açısından çok daha kalıcı çözüm olacaktır.

Ege’nin Kadın Balıkçıları

Hazırlayan: Zafer KIZILKAYA, Sualtı Araştırmaları Derneği

Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi tarafından yapılan bir çalışma, güney Ege bölgesinin Türkiye'de en fazla kadın balıkçının bulunduğu alan olduğu ortaya çıkarmıştır. Güney Ege bölgesindeki toplam 3911 lisanslı balıkçıdan 163 tanesi kadın balıkçıdır. Ege'nin kadınları çoğunlukla balıkçılık sektöründeki küçük teknelerde mürettebat olarak çalışmaktadır. Kadın balıkçıların yüzde 41 gibi bir oranı 40 ila 49 yaş arasındadır. Büyük çoğunluğu kocasıyla avlanmaya giden bu kadınlar ilkokul düzeyinde eğitime sahiptir.

Kadın balıkçıların yüzde 80'inden fazlasının tek geçim kaynağı balıkçılık olduğundan, denizden kopma imkânları yoktur ve onlar yılın 240 ila 300 gününü denizde çalışarak geçirmektedir. Günlük ev işlerinin yanında yaptıkları balıkçılığı ayrı bir iş gibi değil de sorumluluklarının bir parçası gibi görmektedirler. Varlıkları ciddiye alınmadığından sektörde kadınlara ait bir bilgi ve beraberinde bir yönetmelik yoktur. Çünkü erkek balıkçılar kadınların kooperatife üye olmaları düşüncesini kabul etmediklerinden, kadınların bu alanda demokratik olarak temsil edilmeleri mümkün olmamaktadır.

Bu proje ile Ege'nin kadın balıkçılarının hayatını değiştirecek projenin başlıkları şöyle sıralanıyor:
Kadınların çoğu yeni takım ve malzemelere sahip olmayı istemekte, yeni takımların teknolojik olarak avlanma potansiyellerini yükselteceğine inanıyor.

Yine imkânları elverirse teknelerini yenilemek ya da teknelerini restoran veya kafeye dönüştürmeyi planlıyor.

Tarım sektöründe olduğu gibi düşük faizli banka kredilerinin kendilerine de tanınmasını bekliyor.

Devletten en büyük beklentileri ise sosyal güvence sahibi olabilmektir.

Sürdürülmesi zor bu şartlara rağmen hemen hiçbiri mesleklerinden çıkmayı düşünmüyor.

Derin Tutku Sergisi'ndeki fotoğrafların koleksiyonerler tarafından satın alınmasıyla elde edilecek gelir bu proje kapsamında değerlendirilecektir.

Sanatseverlerin katkısıyla oluşacak bu kaynak öncelikle eşini kaybetmiş ve denize tek başına çıkmak zorunda olan dört kadın balıkçının olanaklarının iyileştirilmesi ve sosyal güvencelerinin sağlanması için kullanılacaktır.

Derin Tutku Air

TV’de Derin Tutku

Basında Derin Tutku

Basın bültenleri